Reynaershome Sohbet #1 | İç Mimar Hakan Kütahya

Geçtiğimiz günlerde Bodrum Konacık'taki Reynaers Showroom'unda iç mimar ve influencer Hakan Kütahya ile bir araya geldik. Sistemlerimizi incelerken bir yandan da dekorasyon ve değişen trendler üzerine konuştuk. Sohbetimizin detaylarını yakında @reynaershome instagram hesabına yükleyeceğimiz IGTV'den izleyebilirsiniz. Takipte kalın :)

Ev tasarımlarınızda nelerden ilham alırsınız?

Hakan Kütahya: Ev trendlerinde genellikle tarza göre hareket ediyorum. İlhamlarım genelde bugüne kadar gelmiş geçmiş dünyaca ünlü tüm tasarımlar çıkış kaynağım oluyor. Yıllardır bilinen tarzlar var zaten bunlar sırasıyla moda oluyor. Geçmiş birikimle birlikte bir noktasından esinlenip tüm tasarımlarımı o tarza göre tamamlıyorum. Her dönemin renkleri oluyor ve bu renkleri duvarları zeminleri birleştiriyorum.

Projelerinizi tasarlarken ev sahipleriyle hangi aşamalarda birlikte karar veriyorsunuz? Onların ihtiyaçlarını ve isteklerini belirlerken mekansal ve tasarımsal anlamda nelere dikkat ediyorsunuz?

Hakan Kütahya: Aldığım projelerde seçici davranıyorum. Kendi içime sinmeyen bir projeyi kabul etmiyorum. İlk önce her şeyi danışanlarıma sorarım. Çünkü ben gittikten sonra evi o kullanacak, keşke Hakan Bey’e şunu da söyleseydi ihtimalini ortadan kaldırıyorum. Neyi ne için kullanacağımı anlatırım, hiçbir bilgisi yoksa farklı çeşitlerde alternatifler üzerinden arasındaki farkları anlatarak kendi fikrimi de belirtirim. Örneğin Reynaers’a geldik ve doğrama seçimi yapacağız. Üç alternatif sunduğumu düşünürsek bu üç sistemin de farklarını anlatırım. Ama tercihimin ince seriden yana olduğunu söylerim. Neden dediği noktada zaten birlikte konuşarak karar vermiş oluyoruz.

Cephe kararlarında sizin için önemli olan nedir? Hangi tip sistemler kullanmayı tercih edersiniz?

Hakan Kütahya: Daha çok ışık alabilmek ve dışarıyı görebilmek, manzarası güzelse manzarayı kesmemek için daha ince doğramalar tercih ederim. Yalıtımı da aynı şekilde garantiye almak isterim. İçinde bulunduğum projelerde de son kullanıcının fikirleri benim için önemli. Kullanacağı alana bağlı olarak da sistemler arasında farklılıklar olabiliyor. Manzara gören alanlarda ince seri tercih etmeyi tercih ediyorum. Mesela Bodrum’da hava durumu değişebiliyor. Rüzgar çıkabiliyor, ertesi günü güneş oluyor. Yağmur yağıyor ve bu durumda sürekli eşya içeri-dışarı taşınıyor. Geniş açıklıkların yaratıldığı sistemlerde hemen anında balkonunu ya da terasını içeriyle bir yapabilir. Yağmur yağdığında da salon gibi kullanabilecek. Reynaers’ın Hi-Finity serisi bu konuda oldukça güzel bir sistem. Tavan ve zemin profillerini görmeden sadece orta kenetleri görüyorsunuz. Böylece tamamen geniş açıklıklarla kullanabiliyorsunuz. Konforu sağlamak açısından son kullanıcı için önemli.

Bir iç mimar olarak sizin için mekan oldukça önemli. Özellikle doğrama seçimlerinde salon gibi mekanlarda mekanın manzarasını ve ışığını kesmeyecek çok daha ince bir seri tercih ederken, daha arkada kalan cephelerde daha kalın seriler tercih etmek noktasında da ev sahibiyle karar veriyorsunuz sanırım.

Hakan Kütahya: Bazı ev sahipleri projeyi tamamen bırakmaktan yana oluyor. Ben yine de haberdar ederim ve sistemleri anlatmaya çalışırım ki ben projeyi tamamladıktan sonra akıllarında bir soru kalmasın diye ekstra tedbir alıyorum. Ben danışanlarımla gezmeyi de seviyorum, geliyoruz beraber bakıyoruz. Burada gelip doğramayı hissetmesi gerekiyor.

Doğal ürünler seçmeye ve sıcak mekanlar yaratmaya önem veriyorsunuz. Alüminyum doğaya duyarlı aynı zamanda sürdürülebilir ve uzun ömürlü bir malzeme. Alüminyum gibi soğuk bir malzeme ile sıcak malzemeleri bir arada kullanırken nelere dikkat etmeliyiz?

Hakan Kütahya: Ben bir önceki evimde, yaklaşık 11 yıl önce alüminyuma geçtim. Doğayla ilişkisi olmayan hiçbir malzeme kullanmıyorum. Bu tarz malzemeler zaten zamanla havayla temas ettikçe bizim gözle görmediğimiz deformasyonlara uğruyorlar ve zaman içinde verimsiz hale geliyorlar. Evi kullanan bireyler olarak en çok ilgilendiren konu da temizlik oluyor. Zamanla deforme olan malzemelerde renk kaybı da oluyor. Alüminyumun doğaya uyumu ve hava koşullarından etkilenmesi, diğer malzemelere göre çok daha iyi seviyede kalıyor. Daha uzun süre dayanıma sahip ve temizlik konusunda da yağmur suyundan bile faydalanıyor. Herhangi bir kimyasal işleme kalmadan, ıslak bir bezle silmek bile yeterli oluyor. Kapıda da alüminyuma geçersek, hepsini alüminyum yapmak çok güzel olacak. Alüminyumcuyum ben, seçim konusunda da doğal malzemeleri seviyorum, sıcak tonları. Alüminyumu kullanırsınız evinizin dekorasyonuna göre o sıcaklığı yedirirsiniz. Mesela benim bir önceki evim krem tonlarıydı. Ben perdeleri ham keten-ipek karışımı bir perdeden yapmıştım. Hiç alüminyum olduğu farkedilmiyordu, o soğuk görüntü olmuyordu. Seçilen renkler önemli.

Son dönemde mimarideki trend ve akımlar ile ilgili neler düşünüyorsunuz?

Hakan Kütahya: Son dönemde minimal tarz daha ön planda. Tasarımlar daha amorf şekillere sahip olup. Günümüzde çıkan modern malzemelerle birleşiyor. Micro betonlar, epoksiler artık evlere girmeye başladı. Bu tür malzemeler geçmişte vardı. Fakat çok fazla ülkemizde kullanılmıyordu. Şimdi daha yapılabilir, ulaşılabilir malzemelerle artık bizlerde çok rahat bu akımları ve trendleri yakalayabiliyoruz. Çok derinlemesine düşündüğümüz zaman 2000li yıllardaki maksimalizme geri dönüş yapıyoruz. 70-80-90ların ufku açık mimarisi, cesur denemelerin hepsi bizlere gelmeye başladı. Soğuk ve sıcak tonlu evler oluşmaya başladı. Trend ve akımdan ziyade daha oturaklı daha mimari yaklaşımlar sosyal medyanın da vermiş olduğu güçle öğrenildi.

Pandemi ile birlikte evlerde daha fazla zaman geçirdiğimiz bir dönemdeyiz. Sizce gelecekte bizi bekleyen konut kullanımı ile ilgili yaklaşımlar nelerdir?

Hakan Kütahya: Evlere bir dönüş oldu ve insanların evlerinde vakit geçirmeleriyle birlikte bilinç arttı. Ben mutluyum, insanlar evlerine daha çok özen göstermeye başladı. Araştırıyorlar, görüyorlar, soruyorlar. Ev sahipleri artık bu konuda çok ilgili, kendi seçmeye çalışıyor. Kendi alanına bakıyor, ölçüsünü alıyor. Artık uzun bir süre evde devam edeceğiz, daha fazla zaman geçirecekleri bir ortam olarak, son kullanıcının yaşayacağı evi kendinin tasarlaması güzel bir şey. Gün ışığı almak önemli. Çabuk değiştirilebilir, açıldığında dış mekanla etkileşimi artırabilen ama aynı zamanda dayanıklı olan sistemler tercih edilebilir.