Reynaershome Sohbet #2 | Mimar Salih Küçüktuna

Reynaershome Sohbet serimizin ikinci konuk ismi, Kütük Ev, Taşkesik Evi gibi stil sahibi evlerin mimarı ve PIN Architects'in kurucu ortağı mimar Salih Küçüktuna. Ulusal ve uluslararası ödüllere aday olan projelere imza atan Salih Küçüktuna'ya tasarladığı evlere yönelik merak ettiklerimizi sorduk :)

Ev tasarımlarınızda nelerden ilham alırsınız?

İlham kelimesini biz çok kullanmasak da başka bir anlamda karşılığı olan esinlenmeyi ‘Ev’in hikayesine hayat vermek gibi düşünebiliriz, bulunduğu doğal çevresi ki bu bir kent parçası da olabilir, mutlaka kırsalda olması gerekmiyor ve karakterleri (ev sahipleri) ile birleştiğinde oluşan düşünceyi PIN’in ev düşüncesi ile birleştirerek tasarlıyoruz. Dolayısıyla inşa edilene kadar tasarım sürecindeki ‘Ev’in hikayesinin kendisi bizim asıl esin kaynağımız diyebiliriz.


Projelerinizi tasarlarken ev sahipleriyle hangi aşamalarda birlikte karar veriyorsunuz?Onların ihtiyaçlarını ve isteklerini belirlerken mekansal ve tasarımsal anlamda nelere dikkat ediyorsunuz?

Ev insanın özel yaşamıyla direkt ilişkili bir özel bir alan ve bununla ilişkili pek çok parametreyi barındırıyor. Ev sahipleri bu yüzden tasarımın ilk aşamalarından yapımı bitene ve yapının çevresiyle yakın peyzajı ve sınırları üzerinden tam anlamıyla bir ilişki kurana kadar tüm aşamalarında birlikte kararlar veriyoruz. Mutlaka belli başlı bize özgü bir detaylar üzerinden bir kimlik ve form üzerinden bir dil üretme çabamız sürekli devam ediyor bunun yanında PIN paylaşmayı çok seven ve işbirliğinden güç alan bir ofis.


Projelerde cephe sistemi seçimlerinde odak noktanız nedir?

PIN’in projelerinde tüm yapının taşıyıcı sistemi, kütlesi, formu programı ve elemanları bir bütün yani birbirlerinden ayrıştırılamaz nitelikte bir tektoniği ve topolojik özelliklerini içinde barındırıyor. Cephe sistemleri de yapı özelinde en iyi entegre olacak şekilde seçiliyor. Burada bir kaç önemli etken var. En başta gün ışığı, içeriden dışarıya bakışların yönlendirilmesi, gün ve yıl içindeki güneşin değişen hareketi, iklim ve fiziksel çevre ve tabii ki kullanıcı ile mekan kurguları arasında program üzerinden ilişkiler cephe sistemlerinde belirleyici rol oynuyor. Bunun yanında bizim cephelerimizdeki doğrama ve cam açıklıkları fazla olduğu için doğrama sisteminin kalitesi, teknolojisi ve detayları da aynı derecede önemli.


Hi-finity’yi ne sıklıkla kullanıyorsunuz, bu ürünü seçme motivasyonunuz nedir?

Hi-finity sistemin pek çok avantajı var, kesitlerinin inceliği, doğrama ve mekanizmalar ile kesitlerin minimal çözümleri, teknolojisi, ince düşünülmüş detayları, yalıtım değerleri, büyük açıklıklara izin veren mühendisliği gibi. Biz pek çok yapıda hi-finity öneriyoruz Bademli, Çambeleni, Kütük Ev, Taşkesik, Dereköy, Elmalı, Çaydere gibi devam eden ev projelerimizde önerdiğimiz gibi. Samimi olmak gerekirse, PIN’in yapılarını görece olarak ekonomik üretme gibi yaşadığımız dönemin özelliklerini de düşünerek geliştirdiği bir stratejisi ve felsefesi var. Dolayısıyla hi-finity enonomik segmentte bir sistem olmadığı için yapıda kullanılmasındaki son söz her zaman ev sahiplerinde oluyor. O noktada elbette biz de seçimlere saygı duyuyoruz.


Yenileme projelerinde nasıl bir yol izliyorsunuz?

Öncelikle her yapıda bugüne dair bir şeyler ekleme, çağdaş bir yapı üretme gayretimiz var yapı özelinde de yapının ömrünü mümkün olduğu kadar uzatmak ve içinde yaşayanlara da konforlu bir hacim ve bir deneyim mekanı yaratmak amacımız. Yenilenecek yapılara da günümüz yaşam şartlarına en iyi adapte olacak yeni sistemleri öneriyoruz. Cephe çok önemli bir yapı parçası ve cephe sistemleri doğramalar da bu konudaki en kritik yapı elemanları ve cephe bileşenleri. Mimari estetiğinin yanında yapıda kullanılmış malzeme özelliklerine, bulunduğu iklime ve coğrafyaya, sürdürülebilirlik ve bakım onarım korozyon gibi kriterlerine bakarak ve bazı kontrastları da yakalamaya çalışarak bir strateji ile yaklaşıyoruz yenilemeye.


Cephede farklı fonksiyonda birçok sistem kullanıyorsunuz, doğrama, katlanır ve sürme sistemler gibi. Farklı sistemleri bir arada kullanmanızın sebebi nedir?

Her yapının bulunduğu çevre ile ve yapı programı ile kurduğu ilişki birbirlerinden farklı. Bazı mekanların sınırlarını yapının kulanıldığı zaman aralıkta değiştirmek ihtiyacı olduğunda katlanır sistemleri tercih ediyoruz böylece iç dış ilişkilerini kurgulamak daha esnek hale geliyor. Daha şeffaf bir cephe istediğimizde isi olabildiğince büyük açıklıklı ve ince kesitli sistemleri ve hatta açılmayan sabit camlı sistemleri tercih ediyoruz.


İç-dış mekan kurgunuzu nasıl yaparsınız?

Özellikle PIN evlerini en yalın haliyle anlatmaya çalışırken içerisinden dışarısını yaşadığınız yapılar olarak tek cümle ile özetlemeye çalışıyoruz. Dolayısıyla dışarıdaki doğal çevreyi de yapının içerisine taşımaya çalışmak ana kurguyu oluşturuyor.


Kütük Ev’de sıcak malzeme olan ahşap ile alüminyumu yani soğuk bir malzemeyi birlikte kullanarak farklı bir bakış açısı getirdiniz. Bu birliktelikte ürünlerin hangi özelliklerine dikkat ettiniz ve ne gibi zorlayıcı durumlarla karşılaştınız?

Aluminyum’u sıcak soğuk olarak nitelemek yerine doğal, dönüştürülebilir, sürdürülebilir, bakımı kolay, detarları yalın bir malzeme olarak nitelemeyi tercih ediyoruz. Elbette Kütük Ev özelinde bakarsak ahşap ve aluminyum bir kontrast yaratıyor bu da doğal ve insan yapımı arasındaki o yaratıcı gerilimden beslenen bir ilişki aslında. Doğayla bir yarış ona benzemeye çalışmak değil aksine doğal olanı öne çıkarmak üzerine bir çaba.


Pandemi ile birlikte evlerde daha fazla zaman geçirdiğimiz bir dönemdeyiz. Sizce gelecekte bizi bekleyen konut ile ilgili yaklaşımlar nelerdir?

Pandemi aslında topluluk olma durumuna zarar veriyor bu da dolayısıyla kültürün gelişimini aksatan, dönüştüren bir şey. Topluluk olmadan kültür olmaz. Bizim üzerinde çalıştığımız konutlar ile ilgili şimdiye kadar belirgin bir biçimde değişen dönüşen bir durumdan şimdilik söz etmek mümkün değil bu projeler son 5-6 yılı kapsayan dönemde gittikçe artan sayıda üzerinde çalıştığımız özel konut projeleri. Neredeyse tamamı kırsalda veya kentin ormana yakın çeperlerinde ancak son dönemde pandemi ile birlikte sayıları arttı diyebiliriz çünkü pandemi de aslında bizi ev üzerinde düşünmeye yönlendirdi ve ideal ev sonuçta mutlaka doğa ile yer ile fiziksel bir ilişki kurmalı, çok katlı yapılar ve . Aslında tek tek baktığınızda birbirlerinden uzak ve izole bir şekilde konumlandıklarını düşünüyorsunuz, sanki hiçliğin ortasında gibi ancak öyle değiller, belli bölgelerde bir şekilde o kültürün bir parçası olmak üzere bir çabaları var elbette bu yine evi kullananların tercihi ile de şekilleniyor. Ancak biz bir şekilde bu modern ve çağdaş yapıların mevcut dokuya, bölgeye her anlamda entegre olmasını sınırlarının yumuşak olmasını mümkünse olmamasını istiyoruz.


Son dönemde mimarideki trend ve akımlar ile ilgili neler düşünüyorsunuz?

Mimarideki şu anda 21.yüzyıla ait düşünsel arka planı güçlü ve bir akım yok ve buna ihtiyaç olduğunu da düşünen birisi değilim onun yerine çok farklı ölçeklerde daha özgür bir üretim ortamı olduğunu düşünüyorum. Çok farklı alanlarda çok farklı üretimler söz konusu mesela yapım teknolojisi ve mimari organizasyonu çok güçlü çok disiplinli bir mimarlık pratiği büyük ölçekte gelişimini sürdürüyor. Özellikle son 20 yılda kentler üzerinden baktığımızda bunun etkilerini görmek zor değil. Aynı zamanda da küresel ölçekte nitelikli üretimlerin hemen hepsini gerçek zamanlı izleme çağındayız ve burada asıl önemli olan kendi ölçeğimizde ve biraz daha yerelden küresele etki edebilen özgün bir mimarlık kültürünü oluşmasına katkı sağlarken aynı zamanda yerel ölçekte özellikle bu ülkede yetişen yeni kuşakların modern ve çağdaş bir mimarlık kültüründen olumlu anlamda etkilenmesine onunla birlikte büyümesine de fırsat yaratan bir ortamın oluşmasına katkıda bulunmak.